Home � Sanat ve Edebiyat

The Science Of Sleep (Rüya Bilmecesi)

 

 

 

 

Yönetmen: Michel Gondry   (IMDB) 

 

 

“Çok yoruldum. Artık uyanacağım.




  Türkçeye "Rüya Bilmecesi" diye çevrilmiş olan, uyku ve rüyalar hakkında yapılmış izlediğim en güzel filmlerden birisiydi. Enfes bir rüya anlatımıyla, mükemmel görsellikle ve hepsinden öte, uykudaki düşüncelerin absürd bilinçaltı etkilenimlerini takdire şayan bir yaratıcılıkla ortaya koyan, hakkı yenmiş ve Hollywood’un egemenliğindeki sinema dünyasında Inception gibi benzer konulu ama bence gereksiz ve başarısız filmlerin gölgesinde kalmış bir yapıt bu. Yönetmen Gondry'i Eternal Sunshine of the Spotless MindHuman NatureMood IndigoThe Green Hornet gibi filmlerinden ve birçok belgesel ve müzik klibinden tanıyoruz.


   Film, Cannes’da 'En iyi müzik ödülü' kazanmış. Müzikler Jean-Michel Bernard'a ait. Başrollerde Amores Perros, Motorcycle Diaries, Babel ve Bad Education gibi filmlerden tanıdığımız ve şahsen hangi filmde oynarsa o filmi seveceğimi bildiğim Meksikalı oyuncu Gael Garcia Bernal ve yönetmen Lars Von Trier'in favori kadın oyuncusu Charlotte Gainsbourg var.



 

 


 

   (Dikkat: Yazı spoiler içermektedir.) Rüyayla gerçeği ayırmakta zorlanan, adeta rüyalarında daha çok şey yaşayan Stephane, kapı komşusu Stephanie’ye aşkını, rüya yapım laboratuvarında resmen icat eder. Filmin çoğunun Stephane’ın rüyasında geçmesi nedeniyle konuşulan dil sürekli değişir; rüyalarımızı hangi dilde görürüz? Film boyunca İspanyolca, İngilizce ve Fransızca arasında sürekli gidip geliriz. Büyüleyici olduğu kadar komik de bir film, birkaç kez izlendiğinde her seferinde yeni şeylerin fark edildiği türden hem de. Kusturica’nın filmlerini, özellikle Arizona Dream’i hatırlatıyor.



 

 

 

 


 

   Filmden bazı sahneler ve replikler:



 

   Stephane rüyasındaki uyku laboratuvarı StephaneTV'de PSR’ın ne olduğunu anlatır: 

 

PSR (Paralel Senkronize Rastgelelik): Bugünün konusu bu ilginç beyin anomalisi. İki insan ters taraflara doğru yürür, aynı anda aynı kararı verip sonra onu yine aynı anda değiştirir, ve değiştirir, ve değiştirir...Matematiksel bir dünyada bu iki insan sonsuza kadar bir kısırdöngü içinde bunu yaparak kalırlar.

 

 

 

Stephanie-  Rastgelelik, başarılması zor bir şeydir. Dikkat etmezsen düzenlilik, gelip onu bozar.

Stephane-  Kahrolsun düzenlilik!

 

 


 

    Stephane, Stephanie’ye hediye olarak 1 saniyelik bir zaman makinesi yapar. İşin ilginç yanı, makine çalışır! 



 

 

 

 

 

 

 

   Stephanie’nin yapacağı maketle ilgili dahiyane bir yorum:

 

"Yani teknenin içinde orman mı olacak? Dahiyane bir fikir, sanki Nuh’un gemisinin vejetaryan hali gibi!


 

"Beyin evrendeki en karmaşık şeydir, ve hayret verici bir şekilde burnun tam arkasında bulunur!



 


 

  Stephane, Stephanie’yi neden sevdiğini anlatır: Onu seviyorum çünkü elleriyle birşeyler yapıyor, icat ediyor yani. Sanki sinapsları direk parmaklarıyla birleştirilmiş gibi.” Bunu der ve parmaklarını oynatarak ellerle birleşmiş sinapsların nasıl hareket ettiğini gösterir bize: “İşte böyle!

 

“Biri iç geçiriyorsa, istediği şeyi elde edememiş demektir.


 

Stephanie-  Neden ben?

 Stephane-  Çünkü geri kalan herkes sıkıcı.

 

 

  Stephane’ın dünya felaketlerini konu alan, her aya bir felaket resmi koyduğu takvimi ve bu takvimi rüyasında halka arz edip yoğun ilgi topladığı sahne. Sonunda sahneye çıkıp, “Bu takvimi felaketlerde ölen kurbanlara adıyorum” diye açıklama yapmasıyla yaka paça sahneden indirilişi görmeye değer :)



   

   


   Stephanie ile pamuktan yaptıkları bulutları havaya atarlar, havada asılı kalabilmesi için piyanoda uygun melodiyi çalmak gereklidir (rüya ya), doğru akoru bulunca bulutlar asılı kalır ve Stephane bilimsel çıkarımını patlatır:  Her yapının kendi tınlama frekansı var. Tek yapman gereken doğru zamanda, doğru akora basmak.



 


 

Stephanie - Gerçekleri çarpıtmak gibi bir sorunun var senin. Bütün dünyadaki kadınlarla olsan bile kendini reddedilmiş hissedeceksin.

 

 

   Stephanie’nin yine elleriyle yaptığı kırmızı battaniyenin üzerinde, koşan vahşi hayvan motifleri var ve bunlar gerçekten de koşuyorlar! Görsel efekt diye buna denir işte.

 



 

 


 

  Stephane’ın duvarındaki posterlerden, The Smiths ve Cure dinlediğini anlıyoruz. Bu da güzel bir ayrıntıydı bence, böylesine yaratıcılığı olan bir adam da başka ne dinler ki zaten :) İki müzik grubuna da güzel bir jest olmuş. Filmi izledilerse gurur duyduklarına eminim.

 

 

 

“Merhaba. Hayatındaki yeni yalancı benim.”



 

   Filmin en çok güldüğüm iki sahnesinden birisi, Stephane’ın rüyasında, Stephanie’ye komik ötesi bir Fransızcayla yazıp kapısının altından attığı mektup, sonra onu elbise askısıyla kapının altından geri alışı (aldığını sanması), mektubu yazarken kendisini ufak bir cüce, yazdığı mektubu da kendisinden üç kat büyük olan yüzlerce sayfalık bir Kutsal Kitap gibi hayal etmesini anlatan bölümdü.



 

   Bir diğeri, Stephanie’nin evinde yakalanınca, ışık açıldığı anda, Stephane’ın kendisini yatağa atıp “Beni görmemiş gibi davranabilir misin?” diyerek yüzü çarşafa gömülü bir şekildeyken saklandığını sandığı sahneydi, ki bunu ne zaman izlesem gülerim sanırım :)



 


  

 

 


 

...Selofandan yapılmış sular...


 


 

....karton kutulardan yapılma şehir maketlerinin tepesinden uçarak süzülen Stephane (belli ki bu sahneler su altında çekilmiş)...




.....Stephane’ın kendi gözkapaklarına yapıştırdığı bantlara takılı iplerin bağlı olduğu kaset çalarla rüyalarını kaydetme deneyi (REM hareketlerini kaydetme umuduyla),


.......Stephanie’nin ranzasının dev bir kayanın üzerinde sanki sıcacık bir mağaraymış gibi tasvir edilişi,

 

 

..............ve daha buna benzer pek çok ayrıntıyla sadece diyebilirim ki, bu tarzı sevenlerin vakit geçirmeden izlemesi gereken bir film. Kısaca bu film aslında anlatılmaz, izlenir.



 

 


  

Comments (1) -

çeviri
Turkey çeviri said:

teşekkürler..

Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading