Home � Sanat ve Edebiyat

Das Experiment (Deney)

 

Yönetmen: Oliver Hirschbiegel

IMDB

 

(Okuyacağınız yazı spoiler içermektedir.)

 

   2001 yapımı filmde, 1971 yılında Psikoloji Profesörü Philip Zimbardo tarafından yapılan Stanford hapishanesi deneyi anlatılır. Gerçek hayattaki deney ile filmde anlatılan biraz farklı olsa da temelde deneyin amacı aynıdır. Mario Giordano tarafından, deneyden esinlenerek yazılmış olan Black Box (Kara Kutu) adlı romandan sinemaya uyarlanmıştır. Gerçek deneyde Stanford üniversitesinden seçilen 24 öğrenci, bir hapishanede 2 hafta boyunca gardiyan ve mahkum rolü oynayacaktır. Deney Zimbardo'yu bile etkiler ve baş gardiyan olarak kendi kurguladığı deneyde gücü en çok elinde tutan kişi rolüne kendisini kaptırarak mahkumlara işkence etmeye devam eder. Ama deneklerin bazılarının (5 kişi) fazlasıyla rahatsız olması ve kaçmaya çalışması nedeniyle, 2 hafta sürmesi gereken deney 6 günde sonlandırılmak zorunda kalınır.


   Filmde ayrıca 1961 yılında yapılmış olan Milgram Deneyi'ne de gönderme yapılmıştır. Yale Üniversitesinden psikolog Stanley Milgram'ın önderliğinde gerçekleşen bu deneyde, insanların kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ve otoritenin gücüne boyun eğmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçmek amaçlanmıştır. Milgram deneyinin esas yapılma amacı, Yahudi soykırımında yer alan insanların, sadece kendilerine verilen görevi mi yerine getirdiğini, yoksa gerçekten kendi düşüncelerine göre mi hareket ettiğini anlamaktı. Zira bu deney, Nazi savaş suçlularının Kudüs'te yargılanmaya başlanmasından 3 ay sonra başlatılmıştı. Ama özünde amaç yine insanların otoriteye hangi gerekçelerle ve ne şekilde boyun eğdiğini belirlemekti.


    Milgram deneyi bir saat sürüyordu ve gönüllüler deneyi tamamlamasalar bile 4500 $ ödülü alıyordu. Hapishane koğuşundaki gardiyan-mahkum rolleri yerine, iki ayrı odada bulunan öğrenci-öğretmen rolleri söz konusuydu. Deneklerin aslında hepsi öğretmendi, diğer odada görmedikleri öğrencilerin de denek olduğunu düşünmeleri sağlanmıştı. Deneyde, denek olan öğretmenler, soru sordukları öğrencilerin soruyu yanlış cevaplaması halinde duruma göre 15 ile 450 Volt aralığında elektrik şoku veriyordu. Akım değerlerine ek olarak, şok değerlerinin yanında "hafif şok, orta şok, güçlü şok, çok güçlü şok, aşırı derecede şok, ekstrem şok, tehlikeli şok ve ölümcül şok" gibi ibareler de bulunuyordu. Gerçekte öğrenci denek yoktu, yani kimseye şok verilmiyordu, öğrenciler deney ekibindendi ama öğretmen olan denekler bunu bilmiyordu, dolayısıyla elektrik şokunu gerçekten verdiklerini ve karşı tarafın tepkilerinin de gerçek olduğunu düşünüyorlardı. Deneklere, öğrencilerin cevap vermemesi veya sessizlik kalması da yanlış cevap olarak algılanarak şok verilmesi tembih edilmişti. Deneyin başında her öğretmene 45 Voltluk şok verilerek nasıl bir his olduğunu anlamaları sağlanmıştı. Denek olan öğretmenlerin şok vermeyi reddetmesi halinde, deney otoriteleri, "deneyin devamlılığı için bu şokların gerekli ve şart olduğu"nu söyleyerek otoritenin masum insanlarda bile etkili olan gücünü deniyorlardı. Öğrenciler çığlık atsa da, yalvarsa da, hatta kalp sorunu olduğunu dile getirse de deneyin devam etmesi gerekiyordu. Deneyi sonuna kadar tamamlayamayıp isyan eden öğretmenler olduysa da, "deneyin devamlılığı" adına son şok değerine kadar uygulamaktan çekinmeyenler de oldu.

 

   Filmde ise, bir grup insan, gazete ilanıyla sonunda para ödülü olan bir deneye gönüllü olarak katılmaya çağırılır. Hapishanede geçecek olan deneyde, bu gönüllülerden bazılarına gardiyan, bazılarına da mahkum rolü verilir. İlk günlerde bütün denekler barış içinde yaşarken, ilerleyen günlerde işler değişir. İnsanların kendilerine verilen rolü nasıl üstlendiğine ve bu normal insanların zaman içinde mahkumlara işkence eden gardiyanlara, hapishanede isyan çıkaran mahkumlara ve en sonunda hapishaneyi ve deney gözlem odasını bile basan ve hatta katliama sebep olan insanlara nasıl dönüştüklerine tanık oluruz.

 


Filmden bir sahne

 

 

   Filmde bu iki deneyin de çok daha sert ve yoldan çıkmış kurguları canlandırılmış olsa da, gerek Stanford Hapishanesi deneyinde, gerekse Milgram deneyinde ortaya çıkan sonuçlar aynıdır ve filmin de özeti sayılabilir:

 

   Sadece görevlerini yapan, kendi başlarına sıradan hayatlarını sürerken hiçbir vahşi eğilim göstermeyen insanlar bile, yaptıkları işin yıkıcı etkilerini gördükleri halde böylesi bir görevi tamamlama içgüdüsüne sahiptir. Pek azı otoriteyi reddetme potansiyeline sahiptir. Güç sahibi olmanın, önceden çok normal ve sıradan birer vatandaş olan insanları bile nasıl bir canavara ve güce hizmet eden askerlere dönüştürdüğü ortaya çıkmıştır. Bunun dışında, aynı amaca yönelik çalışan bir insan topluluğunun kendi çıkarlarına uygun hareket eden kişileri de nasıl kayırdığına tanık oluruz. İnsanın arkasındaki kalabalığa, yani kendi sürüsüne olan ihtiyacını ve otoriteye boyun eğişini izleriz. Deney sürecinin sonunda yüklü bir ikramiye olması ve ancak bütün gönüllülerin deneyi sonuna kadar başarıyla bitirmesi halinde bu ödülün verilecek olması da, gücü elinde tutan gardiyanların sistemi devam ettirmek için ve süreyi tamamlamak için kendilerine verilen bu haketmedikleri gücün tüm baskı yöntemlerini kullanmasına sebep olur. Yani otoriteyi devam ettirmek için otoriteden çıkar sağlayan herkes, bütün vicdani duygularına rağmen, ona hizmet etmekten kendini alamaz. Günümüzdeki genel toplum yapısına da güzel bir gönderme olmuştur filmde anlatılanlar. 

 

   Stanford Hapishane ve Milgram deneylerini konu alan başka filmler:

 

 


 

 


 

 


Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading