Home � Bilim

İki ayak üzerinde dik yürümemiz bizi omurga kırıklarına yatkın hale getirmiştir

 

   Bel kemiği sorunları için osteoporoz sebep gösterilir. Case Western Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre ise esas suçlu, iki ayak üzerinde yürüme sırasında ortaya çıkan darbelerin etkisini azaltacak şekilde evrilmiş olan kendi omurgamız olabilir.

 

   Kuyruksuz maymunlarla kıyaslandığında insanların omurgası daha büyüktür, daha gözenekli bir kemik yapısına ve çok daha ince bir kemik kılıfına sahiptir. Bu dizayn, insanların kemik kaybı yaşamaya başlayıp, bunun sonucunda da kırık ve çatlaklara daha korunmasız hale gelmelerine kadar bir sorun teşkil etmez. Diğer taraftan maymunlarda da yaşlandıkça buna benzer bir kemik kaybı olabilir; ancak onların omurga kılıfları çok daha kalın olduğu için omurgalarını sabit tutar. Dolayısıyla maymunlarda kırıklara daha az rastlanır. 

 

   Araştırmanın bulguları PLoS ONE isimli online bilim dergisinde yayınlanmıştır. Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Bölümü - Anatomi Ana Bilim Dalı'nda öğretim görevlisi olan Meghan Cotter, yayınlanan çalışmada, Anatomi Prof. Scott W. Simpson, Antropoloji Prof. Bruce Latimer, Prof. Christopher J. Hernandez ve David Loomis ile birlikte çalıştı. Cotter, konuyla ilgili şunları söyledi:


"Evrimde büyük bir adaptasyon süreci söz konusudur. Ama aynı zamanda ödünleşim de vardır. Bu yapı, yürümek için harika olsa da, osteoporoza yakalandığınızda işler tersine döner."  


 


 

 

   

 


Resim: Biyomekanik modelleme tekniğiyle kemik gücünün ölçümü (Credit: Meghan M. Cotter, David A. Loomis, Scott W. Simpson, Bruce Latimer, Christopher J. Hernandez. Human Evolution and Osteoporosis-Related Spinal Fractures. PLoS ONE, 2011; 6 (10): e26658 DOI: 10.1371/journal.pone.0026658)

 

  

   Hamann-Todd koleksiyonunda yer alan iskeletlerin incelenmesi sırasında Prof. Bruce Latimer, erken hominanların omurgalarında kırıklar olduğunu belirledi. Ancak bu kırıklar, maymunlarda yoktu. (Ek Bilgi: Söz konusu Cleveland Doğa Tarihi Müzesi'nde bulunan Hamann-Todd fosil koleksiyonunda, 3000'den fazla insan ve 1200'den fazla maymun iskeleti örneği bulunur.) Araştırmacılar insan, şempanze, goril ve orangutanlar üzerinde ölçümler yaptı ve elde ettikleri büyüklük, yapı, mikroyapı, şekil, biyomekanik ve 8. torasik omurun gücü vb değerleri; Bilgisayarlı Tomografi, Mikro-Bilgisayarlı Tomografi ve bilgisayar modellemesi teknikleri kullanarak birbiriyle kıyasladı. (8. torasik omur, osteoporozlu insanlarda en sık kırılan kemiktir.)


 

 

 

   Araştırmaya göre, tıpkı geniş topuk kemiği ve bacak kemiklerinin geniş uçları gibi, büyük ve gözenekli omurga da insanlarda yürürken ortaya çıkan darbeleri yayarak azaltır. Bu yapılar, iki ayak üzerinde yürümenin yarattığı darbeleri hafifleterek, eklemlerdeki kıkırdağı ve omurlar arasındaki diskleri korumaya yarar. Maymunların omurgası ise daha kısa ve daha geniştir, ayrıca gözenekli bir yapının etrafını saran kalın bir koruyucu kılıf içerir. Bu yapı, ağaçlara tırmanmak ve el yumrukları üzerinde yürümek için gerekli olan dengeyi sağlamaya yarar.

 

Resimde sırasıyla, gibon - orangutan - şempanze - goril - insan iskeletleri görülmektedir

 

   Yapılan pek çok güncel çalışmada, kemik kaybı ve hasarına olan yatkınlığımızda, yerleşik hayat tarzımızın ve modern beslenme alışkanlıklarımızın sebep olduğu önerilmiştir. Ancak geçmişimize dair yapılan çalışmalar, aynı kemik kayıplarının ve kırıklarının, daha aktif bir yaşam süren ve daha doğal beslenen ortaçağ Avrupa ve Afrika insanlarında da görüldüğünü göstermiştir. Dahası çok daha geriye gidersek, Neandertal ve Australopithecus gibi eski hominan atalarımızın da, modern insan gibi büyük omurgaya sahip olduğunu görüyoruz, ki şüphesiz bu insanlar çok daha aktif bir hayata ve farklı bir beslenme alışkanlığına sahipti. (Avcı-toplayıcı-leş yiyiciydiler.)

 

 

Resim: Artan kilonun omurgaya ve göğüs bölgesine etkisi

 

   Fosil kayıtları henüz tamamlanmış olmaktan çok uzaktır, ama insanın atası olan türlerin iki ayak üzerinde yürümeye başlaması için iskelet-kas sistemlerinde belirgin adaptasyonlar geliştirdiği açıktır. Meghan Cotter: "Adaptasyonların geliştiği zamana göre yaşam süremiz neredeyse iki katına çıktı ve bu da büyük sorunlara sebep oluyor. Bu, hiç de mükemmel evrilmiş canlılar olmadığımızın bir kez daha altını çizen bir durumdur."


   * Bu yazının orijinali19.10.2011'de ScienceDaily ekibi tarafından Case Western Reserve Üniversitesi'nden elde edilen bilgilerin ışığında yazılıp yayınlanmıştır.  

   

   * Çeviri: felis agnosticus


 

      Şunlara da göz atabilirsiniz:

 

 

   Referans makale:

   1.  Meghan M. Cotter, David A. Loomis, Scott W. Simpson, Bruce Latimer, Christopher J. Hernandez. Human Evolution and Osteoporosis-Related Spinal Fractures.PLoS ONE, 2011; 6 (10): e26658 DOI:10.1371/journal.pone.0026658

 

 

 


   

 

 

 


Comments (1) -

Bilge ASYA
Bilge ASYA said:

evrimin ongurusu olmadigini bir kez daha goruyoruz. bugun ise yarar, pupuler olan bir yapi, yarin hicbir anlam ifade etmeyebiliyor. ya da konuda da anlatildigi gibi dik yurumek icin iyi bir adaptasyon ama osteoporaza yakalandiginizda isler tepetaklak! bununda nedeni cevre sartlarinin surekli degismesi, stabil bir yapida olmamasi. evrim karsitlari maddenin devinimini bir ogrenebilirse, eminim olan biteni az cok kavrayacaktir.

Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading