Home � Din

İslam ülkelerinde kız çocuklarının gördüğü zulüm

 

 

   Afganisan'ın Herat vilayeti (2007)- Ailesi tarafından zorla evlendirilen 12 yaşındaki bu kız çocuğu, videoda kocasından hergün dayak yediğini anlatıyor. "Lütfen boşanmama yardım edin, beni bıçakladı ve bir dahaki sefere de öldürecek." diyerek yardım istiyor.

 

   İslam’ın ‘yaşandığı’ ülkelerden gelen haberlerde, bu videodakine benzer olaylarla çok sık karşılaşıyoruz. Ne de olsa İslami kurallara uygun yaşayanlar, Kuran ayetleri ve Muhammed’in hayatını kendilerine rehber alıyor. Bunun sonucu olarak da birden çok kadınla evlilikten, küçük yaştaki kız çocuklarının evlendirilmesine (7-9-12 farketmiyor yaşı); kadınların şahitliğinin değersiz sayılmasından, taşlanarak öldürülmelerine kadar birçok vahşi uygulamaya tanık oluyoruz. 1400 yıl öncesinin koşullarını yansıtan ve o koşulları yaşayanların elinden çıktığı açık olan kutsal kitapların günümüze uyarlanmasından doğan bu sapkınlıkların sona ermesi, insanların bu yaşanan vahşetin farkına varmalarına bağlıdır. Ahlakın dinlerden geldiğine inananların da, bu iddianın hangi kanıta dayandırılarak geçerli olabileceğini, dini önyargılarla tıkalı olmayan bir mantık süzgecinden geçirerek yeniden düşünmesi gerekmektedir. 

 

   Bunlardan belki de en çarpıcı olanı, Afganistan’da 12 yaşındayken babasının borcuna karşılık evlendirilen ve 18 yaşına geldiğinde bu evliliğe karşı çıktığı için ‘cezalandırılan’ Ayşe Muhammedzai’nin dramıydı (2009). Cezalandırma emrini veren yerel Taliban komutanının Ayşe’nin amcasına sunduğu gerekçe şuydu: “Köyde Ayşe’yi örnek alacak başka kızlar olabilir, bu ceza hepsine ibret-i alem olmalı.”  Olmuştur da eminim.. Ceza olarak, kayın biraderi Ayşe’yi tutarken, kocası da onun önce kulaklarını, sonra da burnunu bıçakla kesti. Acıdan bayılan Ayşe, kendi kanı içinde yatar vaziyette ölüme terkedildi. Bölgedeki geleneğe göre, karısı tarafından küçük düşürülen bir erkeğin ‘burunsuz’ kaldığı söylenirmiş. Ayşe’ye hak görülen bu ceza da, kocanın intikamı oluyor bu durumda. Taliban’a kafa tutmaya cesaret eden bu Afgan kızı, 2010 yılında sığınma hakkı kazandığı ABD’de ameliyat edilerek yeni protez burnuna kavuşmuştu. İlgili haberin videosunu izlemek için tıklayın.  

 

 

   Time dergisi, Ayşe'nin fotoğrafını sansürsüz bir şekilde kapağına taşımış, haber uluslararası kamuoyunu ayağa kaldırmıştı. Duygu sömürüsü yapmakla eleştirilen Time dergisi, aslında Afganistan'daki kadınların maruz kaldığı şiddeti en acı şekilde gündeme getirmişti. Ayşe gibi daha nice kız çocuğu ve genç kız, İslam terörünün baskısı altında yaşamaya değil; hayatta kalmaya çalışmaktadır. 

 

   Ayşe’nin dramından daha da trajik olayların yaşandığından şüpheniz olmasın; internet arşivleri bile buna benzer gerçek hayat hikayeleri ile dolu. Hiçbir eleştiriyi kabul etmeyen ve her birini “dine hakaret” olarak etiketleyen radikal İslam savunucuları, her zaman olduğu gibi bu haberleri de çarpıtmaya veya bunların sadece “müslüman geçinenlerin” veya “kötü müslümanların” işi olduğunu iddia etmeye devam ededursun; hatta İslam’da kadının değersizliğini anlatanların öldürülüşünü veya ölüm fetvaları ve linç saldırılarının hedefi haline getirilişlerini görmezden gelmeye devam etsin (bakınız; Theo van Gogh/Ayaan Hirsi Ali ve Submission filmi, Teslime Nesrin); dindar veya dinsiz, içinde insanlık namına biraz da olsa vicdani duygular barındıran bizim gibi herkes, İslam’ın gerçek yüzünü anlatmakla yükümlüdür.


   Bu yazıdan bir alıntı: “Dünyada ne kadar şeriatla yönetilen ülke varsa, o kadar çeşit de şeriat modeli var. O ülkenin sosyo-kültürel yapısına, coğrafyasına göre farkılıklar gösterdiği gibi aynı ülkede bile değişen yöneticiler, koşullarla birlikte zaman içinde şeriat modeli uygulamaları da değişiklik gösteriyor, şeriat hükümleri değişmez , hatta yorumlanamaz denilmesine rağmen.Ama Suudi Arabistan, Yemen, İran , Pakistan, Nijerya vb...her modelde özü hiç değişmeyen bir kural var ki; Şeriatın gölgesindeki kadın hep ikinci sınıf, hep öteki cins, hep mal hükmünde, hep statüsü şeriatı yorumlayan, iktidarı Allah adına ellerinde tuttuklarını iddia eden erkeklerin iki dudağı arasında...”


  •    Henüz izlememiş olanların, yine gerçek bir hayat hikayesini anlatan kitaptan uyarlanmış olan Soraya’yı Taşlama filmini de izlemesini öneririm. 

 

   Şu yazılar da ilginizi çekebilir:

Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading