Home � Bilim

Hubble teleskobunun yeni kamerasıyla evrenin genişleme oranı yeniden hesaplandı

   

   Astronomlar, NASA’nın Hubble teleskobunu kullanarak, evrenin genişleme oranını yeniden hesapladı ve Karanlık Enerji ile ilgili bir hipotezi geçersiz kıldı. 

_________________________________________________________________________

 

 

   Evren inanılmaz bir hızda genişliyor gibi görünüyor. Bazıları bunun sebebinin, evrenin, yerçekimiyle tersine çalışan karanlık maddeyle dolu olması olduğunu düşünüyor. Bu hipoteze bir de alternatif hipotez var; ona göre de 8 milyar ışık yıllık göreceli bir boşluk balonu, bizim galaktik alanımızı sarmış durumda.Bu boşluğun merkezinde yaşıyor olsaydık, galaksilerin birbirlerinden gittikçe hızlanarak uzağa itilmelerini gözlemlememiz olanaksız olacaktı. 


    Yeni gelen habere göre, bu alternatif hipotez geçersiz kılındı çünkü astronomlar, evrenin genişleme oranını yeniden ve bu sefer daha kesin olarak hesapladı. Araştırmayı, Space Telescope Science Institute (STScI) biriminde ve Johns Hopkins Universitesinde bulunan Adam Riess yönetti. Hubble araştırmaları SHOES  (Supernova Ho for the Equation of State) ekibi tarafından yürütüldü ve evrenin genişleme oranını %3,3 kesinsizlikle elde etti.Yeni ölçümler, Hubble’ın bugüne kadar yaptığı en iyi ölçüm olan 2009 değerlerindeki hata marjinini %30 azalttı.

 

   “Hubble’da yeni bir kamera deniyoruz, trafik polisinin uzayda hız yapanları yakalamak için kullandıklarına benzer bir şey gibi olacak. Gaz pedalına basan sanki karanlık maddeymiş gibi görünüyor.” dedi Reiss.

 

    Riess’in ekibi öncelikle dünyaya yakın ve uzak olan galaksiler için belirli bir mesafe tayini yapmak zorundaydı. Bu uzaklıkları, evrenin genişleme hızının, bu galaksiler üzerinde yarattığı uzaklaşma miktarıyla  kıyasladılar, bu iki değeri Hubble sabitinin hesaplanmasında kullandılar. Hubble sabiti, bir galaksinin Samanyolundan uzaklaşma hızını ifade eder. Astronomlar fiziksel olarak mesafeleri ölçme şansına sahip olmadıkları için, sabit noktalar olarak yıldız veya başka benzeri cisimlerin seçilmesi gerekliydi.Bu cisimler kendilerine ait parlaklıkları olan ve bu parlaklıkları atmosfer, yıldız tozu veya uzaklık nedeniyle azalmamış cisimler olacağı için, gerçek parlaklıklarının dünyadan görünen parlaklıklarıyla kıyaslanması sonucu elde edilen uzaklık değeri hatasız olacaktır. Daha uzak mesafeleri ölçmek için Riess’in ekibi, Tip1a Süpernova denilen özel bir patlayıcı yıldız grubu seçti. Bu yıldızlar, evrenin heryerinden görünebilecek kadar parlaklık yaratır ve herbiri benzer ölçekte bir parlaklık yayar.

 

   Astronomlar, Tip1a süpernovalar ile titreşimli Cepheid yıldızlarının bu gözle görünür parlaklığını kıyaslayarak, onların içsel parlaklıklarını ve dolayısıyla yıldızın evrendeki çok uzak noktalara olan uzaklığını kesin olarak hesaplayabilirler. Hubble’da kullanılan yeni Wide Field Camera 3 = WFC3 (Geniş Alan Kamerası 3) ‘ün netlik ve görüntü keskinliği özelliğini kullanarak, görünür veya kızılötesi ışık bölgelerinde bulunan daha fazla yıldızı inceleme şansı buldular ve farklı teleskoplardan gelen ölçümlerdeki tutarsızlıklardan kaynaklanan sistematik hatalar da elimine edilmiş oldu. SHOES ekibinden Lucaz Marci; “WFC3 Hubble üzerinde bu ölçümleri yapmak için şimdiye kadar kullanılan en üstün kamera. Daha önceki ölçümleri çok daha kesin değerlerle elde etmemizi sağlıyor ve bunu çok daha kısa sürede yapıyor.” diye belirtti.

 

 

Resim: Hubble’ın çektiği bu fotoğrafta, genç yıldızların mavi parlaklığının, NGC 5584 galaksisinin spiral kollarını oluşturduğunu görüyoruz. Dışarı doğru uzanan ince toz şeritleri, ortadaki turuncumsu merkezden yayılım gösteriyor gibi görünmektedir. Fotoğraf boyunca serpiştirilmiş gibi duran kırmızı noktalar, arka plandaki galaksilerdir. Bu fotoğraf, Hubble’ın Wide Field 3 kamerasıyla, Ocak-Nisan 2010 tarihlerinde görünür ışık altında çekilmiş pek çok görüntüden birisidir. (Credit: NASA, ESA, A. Riess (STScI/JHU), L. Macri Texas A&M Uni. ve Hubble Heritage)

 

 

    Evren'in genişleme oranını tam olarak bilmemiz, karanlık maddenin gücünün etkisini daha da sınırlar ve astronomların diğer kozmik özellikler ile ilgili bilgilerini genişletmesini sağlar. Evren'in şekli, daha önce evreni doldurmuş olan nötrinolar ve  hayalet parçacıklar da elde edilecek olan bu bilgilerin içindedir. Hubble’ın bu olağanüstü gelişimi, evreni anlamamıza her geçen gün bizi bir adım daha yaklaştırıyor. Thomas Edison’un dediği gibi:

 

“Her yanlış girişim, doğruya giden yolda bir adımdır.”

 

 


 

 

Bu makale, ScienceDaily ekibi tarafından, Space Telescope Science Enstitüsü'nden alınan bilgilerin ışığında sadeleştirilmiş ve 14.03.2011 tarihinde online olarak yayınlanmıştır.



 

 

Çeviri: felis agnosticus



 

 

Everything (BBC) belgeselini izlemek için tıklayın>>

 

 


Comments (1) -

Muharrem Kılıç
Turkey Muharrem Kılıç said:

1990'da uzaya fırlatılan Hubble Uzay teleskobu sayesinde evrenin en uzaktaki cisimlerinin bugüne değin görmediğimiz ölçüde net resimlerine sahip olduk. Astrofizikte devrim niteliğindeki buluşlardan biri olan evrenin genişlediği olgusu Hubble ile saptandı. Yukarıdaki yazı, evrenin genişleme hızının önceden ulaşılan değerlerden de yüksek olduğu ile ilgili. Bu yeni bir bulgu olarak elbette çok önemli. Ama bu aynı zamanda bilimin ilerleme süreci hakkında da bizi yeniden uyarıyor ve eğitiyor.
Gerçekten de Edison'un dediği gibi “Her yanlış girişim, doğruya giden yolda bir adımdır.” Yanlış girişimin doğruya giden yolda bir adım olması, bilime özgü bir şeydir. Çünkü bilim, sadece bilim, gerçeğin peşindedir; ve bu yürüyüşünde bilim gerçeği, sadece gerçeği arar. Boşinanlar, saplantılar, duygusal tercihler, peşin hükümler ya da değer yargıları, bilimi, gerçek peşindeki bu yürüyüşünden saptıramaz; bulgularının yanlışlanması onun gerçeği arama tutkusunu yokedemez. Bilim adeta düşe kalka yürümesini öğrenen bir çocuğa benzer. Çocuğun yanlışlarını reddetmek nasıl yaşam gerçeğini yadsımaksa, bilimin gaflarını ve zaaflarını dile dolayıp, doğaüstü güçlere ve metafizik yöntemlere teslimiyet de evren gerçeğini ıska geçmek, dolayısıyla insanın maddi ve manevi varoluşunu yadsımaktır.
Bu çeviriyi bize kazandırdığınız için teşekkürler. Dilerim pek çok insan bu tür bilimsel gelişmeleri izler.
NOT:Uzay söz konusu olduğunda, yerçekimi(gravitation) sözcüğü yerine sanırım kütleçekimi sözcüğünü kullanmak daha uygun olur.

Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading