·

Eşeysiz üreme

(Son güncelleme: 2026)

Canlılarda üreme, eşeyli ve eşeysiz olmak üzere iki temel biçimde gerçekleşir. Eşeyli üreyen türlerde eşeylerin ve çiftleşme sistemlerinin yapısı oldukça çeşitlidir. Ayrı eşeyli türlerin yanı sıra hem erkek hem dişi üreme işlevlerine sahip hermafrodit türler, ikiden fazla eşleşme tipinin bulunduğu türler ve yaşamlarının belirli dönemlerinde cinsiyet değiştiren türler de vardır.

Eşeyli üremede, yaşam döngüsünün bir aşamasında MAYOZ gerçekleşir ve haploid hücreler oluşur; döllenme ise haploid gametlerin birleşmesiyle gerçekleşir. Dişi ve erkek gametin birleşmesiyle diploid zigot oluşur; zigot kromozom takımlarından birini anneden, diğerini babadan alır. Mayoz sırasında gerçekleşen genetik rekombinasyon ve kromozomların bağımsız dağılımı ile döllenmede gametlerin birleşmesi, yavrular arasında genetik çeşitlilik oluşturur.

Eşeysiz üremede, gametler birleşmeden ve döllenme gerçekleşmeden tek bir ata bireyden yeni bireyler meydana gelir. Bu nedenle yavrular genetik olarak ata bireyle ve birbirleriyle büyük ölçüde aynıdır; ancak mutasyonlar genetik farklılıklar oluşturabilir. Ökaryotlarda eşeysiz üremenin birçok biçimi MİTOZ bölünmeye dayanırken, prokaryotlarda hücre bölünmesi mitozla değil, ikiye bölünme (binary fission) gibi mekanizmalarla gerçekleşir.

Eşeysiz üreme arkelerde, bakterilerde ve birçok tek hücreli ökaryotta yaygın bir üreme biçimidir. Birçok bitki, mantar ve hayvan türünde de eşeysiz üreme görülür. Prokaryotlar eşeysiz ürer; ancak konjugasyon, transformasyon ve transdüksiyon gibi yatay gen aktarımı mekanizmalarıyla başka hücrelerden genetik materyal edinebilirler. Bu süreçler genetik çeşitlilik sağlar, ancak yeni bir bireyin oluşumuyla sonuçlanmadıkları için bir üreme biçimi olarak kabul edilmez.

Hayvanlarda eşeyli üreme yaygındır, ancak birçok grupta eşeysiz üreme de görülür. Eşeysiz üremede eş bulmaya gerek duyulmaz ve uygun koşullarda kısa sürede çok sayıda yavru meydana getirilebilir. Bu nedenle çevre koşullarının görece kararlı olduğu durumlarda hızlı nüfus artışı açısından avantaj sağlayabilir. Öte yandan yavruların genetik olarak birbirine çok benzer olması, popülasyondaki genetik çeşitliliğin düşük olmasına yol açabilir. Bu durum, çevre koşulları değiştiğinde veya yeni hastalık ve parazitler ortaya çıktığında popülasyonun değişen koşullara uyum sağlama kapasitesini sınırlayabilir. Bununla birlikte eşeysiz üreyen popülasyonlar genetik çeşitlilikten tamamen yoksun değildir; mutasyonlar ve bazı canlı gruplarında gen aktarımı gibi mekanizmalar yeni genetik farklılıklar oluşturabilir.

Bitkilerde eşeyli üremenin yanı sıra çeşitli eşeysiz üreme biçimleri de görülür. Ayrıca tüm kara bitkilerinin yaşam döngüsünde döl almaşı (metagenez) adı verilen, haploid gametofit ve diploid sporofit kuşakların birbirini izlediği bir süreç bulunur. Bu süreçte gametler, gametofit tarafından mitozla; haploid sporlar ise sporofit tarafından mayozla oluşturulur. Plasmodium türlerinin yaşam döngüsünde de eşeyli ve eşeysiz çoğalma evreleri bulunur; ancak bunlar bitkilerdeki döl almaşından farklıdır.

Başlıca eşeysiz üreme biçimleri:

1- Hücre bölünmesi (fisyon)
2- Tomurcuklanma
3- Vejetatif üreme
4- Sporla üreme (Mitozla oluşan eşeysiz sporlarla)
5- Fragmentasyon
6- Partenogenez
7- Apomiksis

1- Hücre bölünmesi:

a) İkiye bölünme: Bir hücre, genetik materyalini kopyalayıp iki kopyayı ayırdıktan sonra sitoplazmanın bölünmesiyle iki yavru hücre oluşturur. Bu üreme biçimi bakterilerde ve arkelerde yaygındır; ayrıca birçok tek hücreli ökaryotta (protistler ve bazı tek hücreli mantarlar gibi) da görülür.

Bakterilerde ve arkelerde ikiye bölünme mitoz olmadan gerçekleşirken, birçok tek hücreli ökaryotta çekirdek mitozla bölünür. Amipler ve öglenalar, uygun koşullarda bu şekilde çoğalan tek hücreli ökaryotlara örnektir.

Resim: Amipte ikiye bölünme. Çekirdeğin mitozla bölünmesinin ardından sitoplazma ayrılır ve iki yavru hücre oluşur.

b) Çoklu bölünme: Peş peşe gerçekleşen çekirdek bölünmelerinin ardından, tek bir hücreden çok sayıda yavru hücre oluşur. Bu üreme biçimi bazı protistlerde görülür. Örneğin Plasmodium türlerinde görülen şizogoni, yaşam döngüsünün belirli evrelerinde gerçekleşen bir çoklu bölünme biçimidir.

Resim: Plasmodium’da şizogoninin şematik gösterimi. Çok çekirdekli şizontun gelişiminin ardından oluşan merozoitler serbest kalır.

[▲ Ana listeye dön]

2– Tomurcuklanma:

Tomurcuklanma, ebeveyn hücrenin veya çok hücreli canlının vücudunun bir bölümünde oluşan çıkıntının (tomurcuğun) büyüyerek yeni bir birey meydana getirdiği eşeysiz üreme biçimidir. Mayalar, bu şekilde üreyebilen tek hücreli mantarlardır. Mayalarda hücrenin yüzeyinde oluşan tomurcuk büyür; çekirdek mitozla bölünür ve çekirdeklerden biri tomurcuğa geçer. Oluşan yavru hücre başlangıçta ebeveyn hücreden daha küçüktür ve gelişimini tamamladıktan sonra ondan ayrılabilir.

Resim: Maya hücresinde tomurcuklanma. Ana hücrede oluşan tomurcuk büyürken çekirdek mitozla bölünür; çekirdeklerden biri tomurcuğa geçer ve gelişimini tamamlayan yavru hücre ana hücreden ayrılır.

Tomurcuklanma çok hücreli canlılarda da görülür; hidralar ve süngerler buna örnektir. Hidrada vücut duvarında oluşan tomurcuk büyür, ağız ve dokunaçları gelişir ve daha sonra ebeveynden ayrılarak bağımsız bir birey hâline gelir. Süngerlerde ise tomurcuklar ebeveynden ayrılabileceği gibi ona bağlı kalarak koloni de oluşturabilir.

Resim: Hidranın tomurcuklanma aşamaları. Ana bireyin gövdesinde oluşan tomurcuk büyür, ağız ve dokunaçları gelişir ve daha sonra ana bireyden ayrılarak bağımsız bir hidra hâline gelir.

Resim: Hidranın tomurcuklanması. Solda bir yüzeye tutunmuş bir birey; sağda ise gövdesi ve dokunaçları belirgin biçimde izlenen bir birey görülmektedir.

[▲ Ana listeye dön]

3- Vejetatif üreme:

Bitkilerde yeni bireylerin, tohum oluşumu ve döllenme olmadan, ana bitkinin vejetatif yapılarından geliştiği eşeysiz üreme biçimidir. Bu yolla oluşan yeni bitkiler, genellikle ana bitkiyle aynı genetik yapıya sahiptir; ancak mutasyonlar nedeniyle genetik farklılıklar ortaya çıkabilir. Vejetatif üreme, doğal ve yapay olarak iki grupta ele alınır.

a) Doğal vejetatif üreme:

Yeni bitkiler, insan müdahalesi olmadan ana bitkinin kök, gövde veya yaprak gibi vejetatif yapılarından gelişir. Bu üreme biçiminde çeşitli özelleşmiş bitki yapıları görev alabilir:

— Rizomla üreme
— Sürünücü gövde (stolon) ile üreme
— Yumruyla üreme
— Soğanla üreme
— Kormla üreme
— Köklerle üreme
— Yapraklarla üreme

⬤ Rizomla üreme: Toprak altında yatay olarak uzayan, boğum ve tomurcuklar taşıyan değişikliğe uğramış gövdeye rizom adı verilir. Rizom üzerindeki tomurcuklardan yeni sürgünler ve kökler gelişerek yeni bitkiler oluşturur; zencefil, ayrık otu ve süsen buna örnektir.

Resim: Rizomla vejetatif üreme

⬤ Sürünücü gövde (stolon) ile üreme: Toprak yüzeyinde veya toprağın hemen üzerinde yatay uzanan ince gövdeye stolon denir. Bu yapının üzerindeki boğumlardan kök ve yeni sürgünler gelişerek yeni bireyler oluşturur; çilek bunun en bilinen örneklerinden biridir.

Resim: Çilekte stolonla vejetatif üreme

⬤ Yumruyla üreme: Besin depolanması sonucunda şişkinleşmiş gövde veya kök bölümüne yumru denir. Patates gövde yumrusu üzerindeki tomurcuklardan, tatlı patates ise yumru köklerinden yeni bitkiler oluşturabilir.

Resim: Patateste yumruyla vejetatif üreme

⬤ Soğanla üreme: Soğan, kısa bir gövdenin çevresindeki etli ve besin depolayan yapraklardan oluşan yer altı organıdır; kuru soğan, sarımsak, lale ve zambak bu şekilde çoğalır.
⬤ Kormla üreme: Korm, besin depolayarak kalınlaşmış, kısa ve katı bir yer altı gövdesini ifade eder. Korm üzerindeki tomurcuklardan yeni sürgünler gelişir; glayöl ve çiğdem buna örnektir.

Resim: Kormla vejetatif üreme. Ana kormun çevresinde oluşan küçük yavru kormlar ana bitkiden ayrıldıktan sonra kök ve sürgün geliştirerek yeni bitkiler oluşturur.

⬤ Köklerle üreme: Bazı bitkilerin köklerinde oluşan tomurcuklardan yeni sürgünler gelişerek ana bitkiden bağımsız bireyler meydana gelebilir; kavak, ahududu ve bazı kiraz türleri buna örnektir.
⬤ Yapraklarla üreme: Bazı bitkilerin yapraklarında gelişen tomurcuk veya küçük bitkicikler köklenerek yeni bireyler oluşturabilir; Kalanchoe türleri bunun tipik örneklerindendir.

b) Yapay vejetatif üreme:

Bitkilerin kök, gövde veya yaprak gibi vejetatif kısımlarından yararlanılarak insan müdahalesiyle çoğaltılmasıdır. Tarım ve bahçecilikte istenen özelliklere sahip bitkilerin çoğaltılmasında ve özellikle klonal çoğaltma yöntemlerinde bu özelliklerin korunmasında yaygın olarak kullanılır.

⬤ Çelikle üreme: Ana bitkiden kesilen gövde, yaprak veya kök parçasının uygun koşullarda kök ve sürgün oluşturmasıyla yeni bir bitki elde edilir; gül, asma, söğüt ve sardunya bu yöntemle çoğaltılır.

⬤ Daldırma: Ana bitkiye bağlı bir dalın bir bölümünün toprağa temas ettirilerek köklenmesi ve daha sonra ana bitkiden ayrılmasıyla yeni birey oluşturulur; böğürtlen, yasemin ve asma bu yöntemle çoğaltılır.

⬤ Doku kültürü (mikroçoğaltma): Bitkiden alınan küçük bir doku parçası, steril koşullarda uygun besin ortamında çoğaltılarak çok sayıda yeni bitki elde edilir; bu yöntem muz, orkide ve patates gibi birçok bitkinin hızlı ve kontrollü çoğaltılmasında kullanılır.

⬤ Aşılama: Bir bitkiden alınan sürgün veya tomurcuk, kökleri toprakta bulunan başka bir bitkinin gövdesine bağlanır ve iki bitkinin dokularının kaynaşması sağlanır; elma, armut, turunçgiller ve birçok meyve ağacı bu yöntemle çoğaltılır.

Resim: Aşılama yöntemiyle vejetatif üreme. Aşı kalemi anacın gövdesine yerleştirilir, aşı bölgesi sarılarak iki bitkinin dokularının kaynaşması sağlanır ve aşı kaleminden yeni sürgünler gelişir.

[▲ Ana listeye dön]

4- Sporla üreme

Burada yalnızca mitozla oluşan eşeysiz sporlar ele alınacaktır; bunun dışında mayozla oluşan sporlar da vardır, ancak bunların oluşumu eşeysiz üreme olarak kabul edilmez. Sporlar, döllenme olmadan yeni bireylerin gelişmesini sağlayan üreme hücreleridir. Ana canlıdan çevreye yayıldıktan sonra uygun koşullarda çimlenir ve bölünerek yeni bireyleri meydana getirir. Sporlar, ana canlıyla aynı genetik yapıya sahiptir; genetik farklılıklar ancak mutasyonlarla ortaya çıkabilir.

Bu üreme biçimi özellikle mantarlarda yaygındır; ayrıca bazı alglerde ve protistlerde de görülür. Küf mantarları çok sayıda spor üretir; bunlar hava, su veya başka yollarla çevreye yayılır ve uygun ortamda çimlenerek yeni mantarları meydana getirir. Sporların çok sayıda üretilmesi ve çevreye kolayca yayılması, canlının yeni yaşam alanlarına ulaşma ve yerleşme olasılığını artırır. Bazı sporların olumsuz çevre koşullarına dayanıklı olması da canlının elverişsiz dönemleri atlatmasına yardımcı olur. Böylece kuraklık, aşırı soğuk ve besin yetersizliği gibi koşullarda uzun süre canlı kalabilirler.

Resim: Küf mantarının mikroskop görüntüsü. Spor taşıyan yapıların çevresinde çok sayıda eşeysiz spor görülmektedir.

[▲ Ana listeye dön]

5- Fragmentasyon:

Bir canlının vücudunun fragmanlara (parçalara) ayrılması ve bu parçalardan bir veya daha fazlasının, eksik kısımlarını rejenerasyonla tamamlayarak yeni bireyler oluşturmasıdır. Planaryalar (yassı solucanlar), bazı halkalı solucanlar, bazı denizyıldızları, süngerler, bazı mantarlar ve bazı bitkiler bu şekilde ürer. Likenlerin de birçoğu fragmentasyonla eşeysiz olarak çoğalır; kopan parçalar hem mantarı hem de onun fotosentetik ortağını içerdiği için yeni bir liken oluşturur.

Bu noktada, birbiriyle sık sık karıştırılan 3 kavrama değinmemiz gerekiyor:

* Fragmentasyon → Bir eşeysiz üreme biçimidir.

** Rejenerasyon → Eksik veya kaybedilen yapıların yeniden oluşturulmasıdır. Rejenerasyon her zaman üreme anlamına gelmez. Örneğin bir kertenkelenin kuyruğu koptuğunda, hayvan kaybettiği kuyruğun bir bölümünü rejenerasyonla yeniden oluşturur; ancak kopan kuyruk yeni bir kertenkeleye dönüşmez. Dolayısıyla birey sayısı artmaz ve eşeysiz üreme gerçekleşmez.

*** Transdiferensiyasyon → Bazı rejenerasyon olaylarında kullanılan hücresel mekanizmalardan biridir. Farklılaşmış bir hücre tipinin başka bir farklılaşmış hücre tipine dönüşmesi anlamına gelir. Örneğin semenderlerde göz merceğinin yenilenmesi sırasında irisin pigmentli epitel hücreleri mercek hücrelerine dönüşebilir; bu, rejenerasyon sırasında gerçekleşen transdiferensiyasyona bir örnektir. Ancak rejenerasyon için transdiferensiyasyon şart değildir. Kaybedilen doku, mevcut hücrelerin çoğalması veya kök hücrelerden yeni hücrelerin oluşması gibi başka yollarla da yeniden oluşturulabilir.

Planaryalarda (yassı solucanlar) fragmentasyon ve rejenerasyon birlikte gerçekleşir. Planaryanın vücudu parçalara ayrıldığında fragmentasyon meydana gelir; ardından parçalar eksik vücut kısımlarını rejenerasyonla yeniden oluşturarak yeni bireylere dönüşür. Böylece başlangıçtaki tek planaryadan birden fazla birey meydana gelir.

Resim: Planaryada fragmentasyon ve rejenerasyon. Vücuttan ayrılan parçalar, eksik kısımlarını rejenerasyonla tamamlayarak yeni bireylere dönüşür.

Denizyıldızlarında ise kopan kolun bulunduğu bölge rejenerasyonla yenilenir. Bazı türlerde, merkezi diskin bir bölümünü içeren kopmuş bir kol da eksik kısımlarını rejenerasyonla tamamlayarak yeni bir birey oluşturur.

Resim: Denizyıldızında rejenerasyon ve fragmentasyon

[▲ Ana listeye dön]

6- Partenogenez:

Döllenmemiş bir yumurta hücresinden yeni bir bireyin geliştiği eşeysiz üreme biçimidir. Bu nedenle yavrunun oluşumuna erkek bireyden gelen genetik materyal katılmaz. Partenogenez birçok omurgasızda; ayrıca bazı balıklarda, amfibilerde, sürüngenlerde ve çok daha seyrek olarak kuşlarda görülür. Bazı bitkilerde de döllenmemiş yumurta hücresinden embriyo gelişebilir. Partenogenez, ploidiye ve gerçekleşme biçimine göre iki farklı şekilde sınıflandırılabilir:

Ploidiye (kromozom takımı sayısına) göre partenogenez:

a) Haploid partenogenez: Döllenmemiş yumurtadan haploid (tek kromozom takımına sahip) bir birey gelişir. Bu partenogenez tipi arılar ve karıncalar gibi bazı zar kanatlılarda (Hymenoptera) görülür. (Not: Karıncaların kanatsız görünmesi kafa karıştırabilir; ancak üreme döneminde kraliçeler ve erkek karıncalar genellikle kanatlıdır. İşçi karıncalar ise çoğunlukla kanatsızdır.)

Bal arılarından örnek verecek olursak:

— Döllenmemiş yumurtalardan 16 kromozomlu haploid erkekler gelişir.
— Dişiler ise partenogenezle değil, döllenmiş yumurtalardan gelişir ve 32 kromozomlu, yani diploiddir.
Diploid dişiler, larva dönemindeki beslenme biçimlerine bağlı olarak, üreme işlevini üstlenen kraliçelere veya normal şartlarda üremeyen işçi arılara farklılaşır. Kraliçenin bulunmadığı kolonilerde, bazı işçi arılar döllenmemiş yumurtalar bırakabilir ve bu yumurtalardan da yine 16 kromozomlu haploid erkekler gelişir.

b) Diploid partenogenez: Döllenmemiş yumurtadan diploid (iki kromozom takımına sahip) bir birey gelişir. Yumurta, iki kromozom takımını döllenme olmadan kazanır veya korur. Bunun gerçekleşme biçimi türler arasında farklılık gösterdiğinden, yavrunun genetik yapısı ve cinsiyeti de türden türe değişir.

Örneğin yaprak bitlerinde döllenmemiş yumurtalardan diploid dişi yavrular gelişir.

Komodo ejderlerinde ise durum farklıdır: bu türün dişileri ZW, erkekleri ZZ cinsiyet kromozomlarına sahiptir. Partenogenez sonucunda oluşan ZZ embriyolar erkek olarak gelişirken, WW embriyolar gelişimini tamamlayamadan ölür.

Gerçekleşme biçimine göre partenogenez:

Partenogenez, türlerin yaşam döngüsünde farklı biçimlerde yer alabilir. Bazı türler yalnızca partenogenezle ürer (zorunlu partenogenez); bazıları normal koşullarda eşeyli ürerken değişen koşullarda partenogeneze geçiş yapabilir (fakültatif partenogenez); bazı türlerde ise eşeyli üreme ve partenogenez, canlının yaşam döngüsünün farklı dönemlerinde birbirini izler (döngüsel partenogenez). Şimdi bunlara kısaca göz atalım:

a) Zorunlu partenogenez: Tür veya soy yalnızca partenogenezle ürer; eşeyli üreme yaşam döngüsünün normal bir parçası değildir. Bu nedenle yeni bireyler döllenmemiş yumurtalardan gelişir. Bazı kamçıkuyruk kertenkeleleri, bazı çubuk böcekleri ve bdelloid rotiferler bu gruba girer.

Kamçıkuyruk kertenkelelerinin bazı türlerinde partenogenezle ilişkili oldukça ilginç üreme davranışları görülür. Örneğin sadece dişilerden oluşan partenogenetik Aspidoscelis uniparens türünde, bireyler yumurtlama döngüsünün farklı dönemlerinde farklı çiftleşme davranışları sergiler. Bu türde erkek bireyler bulunmamasına rağmen, dişiler eşeyli üreyen yakın akrabalarında erkeklerin sergilediğine benzer çiftleşme davranışını korumuştur. Yumurtlama döngüsünün belirli bir döneminde bir dişi diğerinin üzerine çıkar; ancak elbette sperm aktarımı ve döllenme gerçekleşmez. Psödokopülasyon (sahte çiftleşme) adı verilen bu davranış, hormon düzeylerindeki döngüsel değişimlerle ilişkilidir ve yumurtlamayı uyararak üreme başarısını artırabilir.

Resim: Aspidoscelis uniparens türünde iki dişi birey arasındaki psödokopülasyon davranışı. (Fotoğraf: Valentino Mauricio)

b) Fakültatif partenogenez: Normal şartlarda eşeyli üreyen türlerde, dişilerin belirli koşullar altında döllenme olmadan da yavru oluşturmasıdır. Bu partenogenez biçimi Komodo ejderinde ve bazı yılan, köpekbalığı, timsah ve kuş türlerinde görülebilir.

c) Döngüsel partenogenez: Eşeyli üreme ve partenogenezin yaşam döngüsünün farklı dönemlerinde birbirini izlemesidir. Hangi üreme biçiminin gerçekleşeceği, çevre koşullarına bağlı olarak değişir. Su pireleri ve yaprak bitleri bu üreme biçimine örnektir.

Partenogenez hayvanlarla sınırlı değildir; bitkilerde de döllenmemiş yumurta hücresinden embriyo gelişebilir. Bitkilerde bu süreç bazı apomiksis biçimlerinde görülür. Ancak partenogenez ve apomiksis aynı anlama gelmez; partenogenez yalnızca döllenmemiş yumurta hücresinden embriyo gelişmesini ifade ederken, apomiksis daha kapsamlı bir eşeysiz üreme biçimidir. Apomiksisi bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak ele alacağız.

[▲ Ana listeye dön]

7- Apomiksis:

Bitkilerde embriyo ve tohum oluşumu döllenme gerçekleşmeden de meydana gelebilir. Apomiksis adı verilen bu eşeysiz üreme biçiminde, embriyo döllenme olmadan gelişir ve tohum yoluyla yeni bir birey oluşur. Bu yolla oluşan yavrular, mutasyonlar dışında, genellikle ana bitkiyle aynı genetik yapıya sahiptir. Apomiksis, embriyonun geliştiği hücrenin kökenine göre iki gruba ayrılır: gametofitik ve sporofitik apomiksis.

a) Gametofitik apomiksis: Embriyo, döllenmemiş bir yumurta hücresinden gelişir. Ancak eşeyli üremedeki yumurta hücresinden farklı olarak bu hücrenin kromozom sayısı yarıya inmemiştir. Bu nedenle döllenmeye gerek kalmadan gelişerek embriyoyu oluşturur. Gametofitik apomiksis, bu yumurta hücresinin nasıl oluştuğuna göre ikiye ayrılır:

— Diplospori: Burada yumurta hücresinin oluşumu sırasında kromozom sayısı yarıya inmez. Böylece döllenmeden embriyoya dönüşebilecek diploid bir yumurta hücresi meydana gelir. Karahindiba (Taraxacum) bunun güzel bir örneğidir.

— Apospori: Tohum taslağındaki diploid hücrelerden biri, mayoz geçirmeden yumurta hücresini taşıyan yapıyı oluşturur. Böylece kromozom sayısı yarıya inmemiş bir yumurta hücresi meydana gelir ve bu hücre döllenmeden embriyoya dönüşür. Bazı şahinotu (Hieracium) türlerinde bu apomiksis biçimi görülür.

b) Sporofitik apomiksis (= adventif embriyogenez): Aposporiden farklı olarak burada yumurta hücresini taşıyan yapı oluşmaz; embriyo doğrudan tohum taslağındaki diploid hücrelerden gelişir. Dolayısıyla embriyonun kökeni bir yumurta hücresi değil, ana bitkinin diploid dokusudur. Turunçgiller (Citrus) bunun bir örneğidir.

Resim: Apomiksiste embriyo gelişim yolları

Böylece farklı canlılarda görülen eşeysiz üreme biçimlerini ve bu süreçlerin nasıl işlediğini ana hatlarıyla irdelemiş olduk. Evrimsel süreçte ortaya çıkan bu farklı üreme biçimleri, canlıların farklı yaşam koşullarında soylarını sürdürmelerine olanak sağlayan çeşitli stratejileri yansıtmaktadır.

[▲ Ana listeye dön]

Kaynaklar:

Keşfet