Sinirbilimin en ünlü beyinlerinden biri: H.M.
(Son güncelleme 2026)
Her sinirbilim kitabı, H.M. harfleriyle tanımlanan ve yaşadığı amnezi (hafıza kaybı) nedeniyle ünlenen bir hastadan bahseder. İzleyenler, Christopher Nolan’ın 2000 yapımı ünlü filmi Memento’yu ve hayatındaki önemli olayları/bilgileri hatırlayabilmek için ufak kâğıtlara notlar yazan filmin baş kahramanı Leonard’ı anımsayacaktır. İşte Leonard karakteri, yazıda anlatılacak olan bu önemli hastadan esinlenerek yaratılmıştır. Bu kişi, 2008 yılında 82 yaşında hayatını kaybeden ve 27 yaşındayken (1953) geçirdiği beyin ameliyatı sonrasında modern sinirbilimin gelişmesinde çığır açan Henry Molaison’dur. İsmi, ölümünden sonra açıklanmıştır. Molaison yaşadığı son güne kadar bilimsel araştırmalar için denek olmaya rıza göstermiş ve solunum yetmezliğinden ölmeden önce de beynini bilime bağışlayarak, Jacopo Annese ve ekibi gibi araştırmacılara hafıza problemleri ile beyin bölgeleri arasındaki ilişkiyi araştırma şansı tanımıştır. Molaison’un beyni üzerinde yapılan çalışmalar, hafızayla ilişkili beyin bölgelerinin işlevleri hakkında önemli bilgiler ortaya koymuştur.
Bir ameliyatla gelen değişim:
Henry Molaison 27 yaşında epilepsi şikayetiyle Hartford Hastanesine başvurarak, hem kendi hayatını hem de sinirbilimini sonsuza kadar değiştirecek bir süreci başlatmış oldu. O dönemde Molaison’un epilepsi krizleri çığrından çıkmış, verilen ilaçlar fayda etmemeye başlamıştı. Molaison bu durumdan kurtulmak için hemen her şeyi denemeye hazırdı. Şikayeti nedeniyle başvurduğu hastanede, kendisine beyin cerrahı W. B. Scoville tarafından büyük ve deneysel bir lobektomi operasyonu uygulandı; daha önce de belirttiğim gibi Henry her şeyi denemeye hazırdı. (Günümüzde ilaç tedavisine dirençli bazı epilepsi hastalarında, ileri beyin görüntüleme ve değerlendirme yöntemlerinden yararlanılarak temporal lob cerrahisi uygulanmaktadır. Ancak bu ameliyatlar, Molaison’a uygulanan geniş kapsamlı operasyonla aynı değildir.)

Resim: Henry Molaison (H.M.). Gençlik ve ileri yaş dönemlerine ait fotoğrafları
Operasyonda Molaison’un beyninin her iki yarım küresindeki medial temporal lobların bazı bölümleri çıkarıldı. Bu işlem sırasında hipokampusun ön bölümleriyle birlikte entorhinal korteksin büyük kısmı, amigdalanın büyük bölümü ve çevredeki bazı dokular alındı. Hipokampusun arka bölümleri ve parahipokampal korteksin büyük kısmı korundu. Ancak sonrasında meydana gelen değişiklikler tıp dünyasını şaşkınlığa uğrattı.
Operasyondan sonra Molaison’un epilepsisi kontrol edilebilir hâle gelmişti ve IQ’su da ameliyattan sonraki 10 ay boyunca ortalamanın üstünde seyretmişti; bu anlamda operasyon asıl hedefine ulaşmıştı. Fakat bir sorun vardı: Molaison, yeni yaşantılarına ilişkin uzun süreli anılar oluşturmakta ciddi güçlük çekiyordu (anterograd amnezi). Ayrıca ameliyattan önceki bazı anılarını hatırlamakta da zorlanıyordu (kısmi retrograd amnezi). Kısa süreli belleği büyük ölçüde korunmuştu ve işlemsel bellek sayesinde yeni motor beceriler öğrenebiliyordu. Buna karşılık, kişisel yaşantılara ilişkin anıların hatırlanmasını sağlayan uzun süreli epizodik belleğinde ciddi sorunlar yaşıyordu. Birkaç dakika önce gerçekleşen olayları, konuşmaları ve hatta doğum gününü bile hatırlamıyordu. Doktorlar, operasyondan sonra hastanın kişiliğinin, konuşma yeteneğinin ve algısal becerilerinin büyük ölçüde korunmuş olmasına rağmen yeni ve kalıcı anılar oluşturamamasına çok şaşırmıştı. Hayattayken onunla en fazla zaman geçiren (yaklaşık 46 sene) bilim insanlarından biri olan nörolog Suzanne Corkin, H.M.’nin bazı çocukluk anılarını tekrar tekrar anlatmayı çok sevdiğini; ama her sabah aynada gördüğü kişiyle bu anılar arasında net bir bağlantı kuramadığını ifade etmişti. Birkaç dakikalığına da olsa odadan ayrılsa, döndüğünde Molaison’un sanki daha önce hiç tanışmamışlar gibi kendisini ona yeniden tanıttığını ve bu hikâyeleri bir kez daha anlatmaya başladığını belirtmişti. Corkin’e göre bilimsel açıdan bu hikâyelerin en önemli ve ilginç yanı şuydu:
“Henry size hikâyenin ana fikrini veriyordu; ama onu hiçbir zaman belli bir zamana veya yere atfetmiyordu. Bizler son doğum günümüzde ne yaptığımızı hatırlayabiliriz, ama Henry başka hiçbir şeyi hatırlamıyordu. Zihninde herhangi bir bağıntı veya çağrışım oluşmuyordu.”
Corkin, bu durumun iki istisnası olduğunu da belirtmişti: Bunlardan biri Molaison’un genç yaşta yaptığı bir uçak yolculuğu, diğeri de babasından gizlice sigara içtiği ve sonrasında rahatsızlandığı bir olaydı.
H.M. vakasından önce birçok araştırmacı, hafızanın beynin tüm bölgelerinde saklandığına inanıyordu. O dönemde, medial temporal lob yapılarının yeni uzun süreli anıların oluşmasındaki kritik rolü henüz tam olarak anlaşılmamıştı. Molaison üzerinde yürütülen araştırmalar, hipokampus ve çevresindeki anatomik bölgelerin bu süreçteki önemine ilişkin güçlü kanıtlar ortaya koydu. Ayrıca Molaison’un yeni beceriler öğrenebilmesine rağmen bunları öğrendiğini hatırlamaması, işlemsel belleğin hipokampustan büyük ölçüde bağımsız sinirsel mekanizmalara dayandığını gösteriyordu.
Molaison’un kendi rızasıyla yürütülen bu araştırmalardan elde edilen bulgular, beyin işlevleri ile hafıza arasındaki ilişkinin anlaşılmasına ve bilişsel sinirbilimin gelişmesine önemli katkılar sağladı. (Bilişsel sinirbilim, bellek, öğrenme, algı ve dikkat gibi zihinsel süreçlerin sinirsel temellerini inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır.) Doktorları onunla çalışmanın bir zevk olduğunu, Molaison’un sıkıcı hafıza testlerine büyük bir sabırla iştirak ettiğini anlatmıştı. Tabii bunun sebebi, testlerin hiçbirini hatırlamadığı için her seferinde yeni bir deneyim yaşıyormuş gibi hissetmesi de olabilir.
1984–1993 yılları arasında Molaison’un beyni üzerinde gerçekleştirilen taramalar, operasyonda çıkarılan beyin bölgeleri hakkında biraz daha bilgi sundu. Ancak bu taramaların çözünürlüğü, lezyonlu bölgelerin kesin anatomik sınırlarını ortaya koymaya yeterli değildi. Hasarın kapsamını tam olarak anlayabilmek için beynin parçalarına ayrılması (diseksiyon) gerekiyordu.
Molaison’un beyninin ayrıntılı incelenmesi:
2009 yılında J. Annese ve ekibi, Molaison’un ölmeden önce bilime bağışladığı beyni üzerinde kapsamlı bir diseksiyon işlemi gerçekleştirdi. Bu işlem, internet üzerinden canlı olarak yayınlandı (aşağıdaki video). Diseksiyonu takiben beynin ayrıntılı bir post-mortem (ölüm sonrası) analizi gerçekleştirildi. Bu çalışma, insan hafızasının sinirsel temellerinin anlaşılmasına katkı sağlayan önemli histolojik, anatomik ve dijital veriler ortaya koydu.
Ekip, Molaison’un beynini önce dondurup sonra da 70 mikrometre kalınlığında 2401 kesite ayırdı. Kesit alma işleminin her aşaması yüksek çözünürlüklü fotoğraflarla belgelendi. Uykusuzluktan halüsinasyon görmeye başladığını söyleyen Annese, bu kesintisiz işlemin yaklaşık 53 saat sürdüğünü belirtti. Kesit alma işlemi sırasında elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler beynin anatomik yapılarının ayrıntılı biçimde incelenmesini sağlarken, histolojik olarak boyanan doku kesitleri de mikroskobik düzeydeki hücresel yapıların incelenmesine olanak tanıdı. Ancak Corkin, Molaison’un yalnızca incelenen bir beyin olarak görülmemesi gerektiğini şu sözleriyle vurguladı: “Bazı insanlar Henry’nin 2401 nesneye tercüme edildiğini söylüyor; ama ben onu öyle görmüyorum.” Ekip daha sonra, elde edilen bu görüntüleri kullanarak beynin kapsamlı bir 3 boyutlu modelini oluşturdu; buna mikroskobik bir anatomik beyin maketi de diyebiliriz. Böylece gelecekte konuyla ilgili çalışma yapmak isteyen bilim insanları, bu 3 boyutlu modelden yararlanarak Dr. Scoville’in 1953 yılında gerçekleştirdiği operasyonun anatomik sonuçlarını ayrıntılı biçimde inceleyebilecek ve çıkarılan beyin bölgelerinin bellek işlevleriyle ilişkisi hakkında bilgi edinebilecek.

Resim: Henry Molaison’un ölümünden sonra kesitlere ayrılmak üzere dondurulmuş beyni. (Kaynak: UC San Diego)
Molaison’un beyninin ayrıntılı haritalandırılması, her iki yarım kürede de hipokampus dokusunun önemli bir bölümünün korunduğunu gösterdi (2014 tarihli çalışma). Ancak entorhinal korteksin büyük ölçüde çıkarılmış olması, geriye kalan hipokampus bölgelerinin işlevlerini yerine getirmesini engellemiş olabilir. Çünkü entorhinal korteks, hipokampusla diğer beyin bölgeleri arasındaki bilgi akışında önemli bir geçit görevi görür. Ölüm sonrası incelemeler, amigdalanın da büyük bölümünün ameliyat sırasında çıkarıldığını doğruladı. Amigdala, korku ve tehdit algısı başta olmak üzere çeşitli duygusal tepkilerin oluşmasında önemli bir rol oynadığından, bu hasarın Molaison’un duygusal süreçlerini ve içsel durumları algılama yeteneğini etkilemiş olabileceği düşünüldü. Bilim insanları ayrıca sol orbitofrontal kortekste küçük bir lezyon ve beynin derin beyaz maddesinde yaygın patolojik değişiklikler tespit etti. Annese konuyla ilgili şu yorumu yaptı:
“Ölümden sonra incelenen bir beyin, ancak gerçek bir insanın gerçek davranışları ile anatomik bulguları ilişkilendirebilirseniz yararlı olur; böylece beynin neye benzediği ile kim olduğunuz arasında bağlantı kurabilirsiniz. H.M. söz konusu olduğunda, elimizde beynini ilişkilendirebileceğimiz 50 yıllık bir davranış kalıbı mevcuttur.”

Resim: Solda, H.M.’nin korunmuş sol hipokampusunun üçgenleme yöntemiyle oluşturulmuş 3 boyutlu yüzey rekonstrüksiyonu. Sağda, H.M.’nin beyninden elde edilen koronal (alın düzleminde alınmış) bir doku kesiti. (Kaynak: Nature)
2024 yılında yayımlanan bir değerlendirmeye göre, H.M.’nin beyninden elde edilen doku kesitleri ve dijital görüntüler Boston Üniversitesine aktarıldı. Araştırmacılar, beynin mikroskobik anatomisini daha ayrıntılı incelemeyi ve elde edilen verileri kamuya açık bir dijital arşivde sunmayı planlıyor.
Kısacası sinirbiliminde en çok incelenen hastalardan biri olan Henry Molaison’dan elde edilen beyin dilimleri ve onların 3 boyutlu dijital görüntüleri, ölümünden sonra da hafızanın sırlarını aydınlatmaya devam ediyor. Molaison yalnızca bilim camiası tarafından değil hepimiz tarafından hatırlanmayı hak eden, bellek araştırmalarına yaşamı boyunca destek vermiş bir insan. Onun bilime bağışladığı beyni üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular, Alzheimer vb hastalıklarda görülen bellek bozukluklarının anlaşılmasına da önemli katkılar sağlayabilir. Dolayısıyla bu yazıyı, Molaison’la en fazla vakit geçiren insanlardan biri olan Suzanne Corkin’in ona dair küçük bir anısıyla noktalamak isterim:
“Ölümünden sonra Henry’nin beyni uçakla San Diego’ya taşınacaktı. Henry’nin beyni, kendine ait bir koltuğa kemerle bağlanmıştı. Uçağın kalkışını izlerken, Henry’nin çocukken uçağa bindiği gün hissettiklerini bizimle paylaştığı zamanları düşündüm ve çok duygulandım [hatırlarsanız bu, onun hiç unutmadığı iki anısından biriydi]. Bu, mükemmel bir elvedaydı.”
Kaynaklar:
- Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry; Loss of Recent Memory After Bilateral Hippocampal Lesions, 1957.
- Nature Communications; Postmortem examination of patient H.M.’s brain based on histological sectioning and digital 3D reconstruction, 2014.
- New Scientist; Neuroscience’s most famous brain is reconstructed, 2014.
- Medical Daily; 3D Brain Model Of Most Studied Amnesiac, Henry Molaison, Provides Insight Into Human Memory, 2014.
- The Guardian; Science’s memory man, 2010.
- The Guardian; Henry Molaison: The amnesiac we’ll never forget, 2013.
- Wired; Why Patient HM’s Mysteries Are Still Locked in His Brain, 2016.
- Hippocampus; The analysis of H.M.’s brain: A brief review of status and plans for future studies and tissue archive, 2024.

