Kategori: Belgesel/Video çevirilerim

  • Dini Keşfetmek 15. Bölüm – Geçmişte Bilimin Baskılanışı

       Bu bölümü özellikle izlemenizi ve Hristiyan dünyasının Orta Çağ’da bilimi baskılama tarzıyla günümüz Türkiyesi’nde yaratılmaya çalışılan ve şimdiye kadar çok da başarılı olan bilim düşmanlığını kıyaslamanızı istiyorum.

       Özellikle evrim kuramı gibi, evrensel bir bilimsel gerçek olarak kabul edildiği halde, insanların kişisel inançlarıyla çeliştiği için topluma medya ve internet aracılığıyla nasıl çarpıtılarak anlatıldığına zaten hergün şahit oluyoruz. Durum ABD’de de çok farklı değil, ki zaten bildiğiniz gibi bu Yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım hurafeleri, tamamen Amerika’nın güdümünde, çok eskiden başlatılmış olan ve İslamize edilerek bize de bir güzel pazarlanan planlı bir yobazlaştırma akımıdır. Ülkemizde 1985 yılında dönemin M. E. Gençlik ve Spor Bakanı Vehbi Dinçerler tarafından okullara gönderilen bir genelgede, Evrim Kuramı’nın uzun bir süre önce çürütüldüğüne ilişkin iddialar ve Evrim öğretmenin materyalist ve komünist bir yaklaşım olduğu şeklinde ifadeler yer alıyordu. Halkımız bu yemleri güzel güzel yuttu, yutmaya da devam ediyor.
     
        Videoda Orta Çağ Avrupası’nda Francis Bacon ve Galilei gibi isimlerin aynı yobaz kafa yapısı nedeniyle yaşadıkları sıkıntıların yanı sıra, 21. yüzyılda da bu kafa yapısının uzantısı olan trajikomik argümanlar anlatılıyor. Sonuncu video, artık kafası çalışan herkes tarafından alaya alınan NephilimFree isimli YouTube kullanıcısına aittir. Kendisi evrenin merkezinin Samanyolu olduğuna inanıyor ve videolarında ciddi bir surat ifadesiyle anlatıp sadece kendisinin inandığı birtakım “komik” argümanları var 🙂 İngilizcesi olan arkadaşların “gülmek”  için takip edebileceği bir kanal.

       Keşif veya düşünceleri kutsal kitaplarla çeliştiği için din kurumları tarafından “kafir” ilan edilip yakılarak öldürülen bazı isimler: Jan Hus (1415), Savonarola (1498), Patrick Hamilton (1528), John Frith (1533), William Tyndale (1536), Michael Servetus (1553), Giordano Bruno (1600), Avvakum Petrov (1682), Hugh Latimer (1555), Nicholas Ridley (1555), Thomas Cranmer (1556).

     TÜM BÖLÜMLER:

        * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.

  • Dini Keşfetmek 12. Bölüm – İnsanın Ortaya Çıkışı

       Evrimin insan genomundaki kanıtı ve yaratılış mitiyle çelişen yönlerinin anlatıldığı videoda, üzerinde durulması gereken noktaları özetle aşağıda yazdım ki, bunların tamamı videoda çok daha detaylı bir şekilde görsel destekle anlatılmaktadır. Ancak anlatıcı çok hızlı konuştuğu için altyazıları da ona uyumlu olarak çevirmek zorunda kaldım; konuya hakim olmayanlar için anlatım biraz hızlı gelebilir. 

         Şu yazılar da ilginizi çekebilir:

     TÜM BÖLÜMLER:

       * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.

  • RUBAI: 8 yaşındaki küçük dâhi ateist

       Senaryosu Antoin Beag Ó Colla’ya ait olan ve yönetmenliğini Louise Ní Fhiannachta’nın üstlendiği bu kısa filmde, 8 yaşındaki akıllı bir kız çocuğunun ateist olma yolunda emin adımlarla ilerleyişini izliyoruz. Rubai’yi canlandıran küçük kız (Doireann Ní Fhoighil) ise tek kelimeyle mükemmel bir oyunculuk sergilemiş. Meraklısı için belirtelim: Doireann, bundan sonra iki yapımda daha rol almış. Arada Darwin’e de selam vermeyi unutmayan bu sevimli yapıtı çevirip altyazılandıran, daha da önemlisi bulup bizlerle paylaşan İlker Çağatay Aşık’a teşekkürler! Ülkemizde çocukların beyni din ve hurafelerle yıkanırken, bu videoyu 10 dakikanızı ayırıp izlediğinize değeceğine eminim. 

  • Dini Keşfetmek 8. Bölüm – Archaeopteryx

       Önceki bölümde geçiş türlerine ve bunların kanıtlarına giriş yapmıştık. Bu bölümde de sürüngenlerden kuşlara geçiş sürecindeki en önemli geçiş türü fosillerinden ve yaratılışçıların da hakkındaki bilimsel gerçekleri çarpıtmaktan en çok hoşlandığı canlılardan birisi olan Archaeopteryx anlatılıyor. Evrim karşıtları, ısrarla onun sadece bir kuş olduğunu söylüyor ve Archaeopteryx’in sürüngen özelliklerini inkar ediyor. Video, bu iddiaya yönelik bilimsel bir cevap niteliğinde. 

    Şunlar da ilginizi çekebilir:

         TÜM BÖLÜMLER:

       * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.

  • Dini Keşfetmek 5. Bölüm – Bilimin Semantiği

     

       Bilimin doğru algılanıp yorumlanabilmesi için, öncelikle bazı kavramların anlamlarının bilinmesi gerekiyor. Teori, hipotez, kuram ve fikir kavramları, sıklıkla bilim eğitimi almamış kişilerce çoğunlukla da kasıtlı olarak gündelik konuşma dilindeki anlamlarıyla yorumlanıyor. İzleyeceğiniz video, işin doğrusunun öğrenilip, anlam ve kelime karmaşası yaratılmaması için hazırlanmıştır. Böylece bazılarının diline doladığı “Evrim sadece bir teoridir” cümlesinin yok olmasını umuyorum. Evet, evrim bir teori; tıpkı Yerçekimi Teorisi veya Elektromanyetizma Teorisi veya Görelilik Teorisi gibi. 

    * Semantik: Kelimelerin anlamlarını inceleyen bilim dalı, anlambilim.

          TÜM BÖLÜMLER:

        * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.

  • Dini Keşfetmek 21. Bölüm – Hesap verme sorumluluğu ve Özgür İrade’nin yok oluşu

     

       Özgür irade kavramını düşünürken 1978’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış olan Isaac Bashevis Singer’in kendisine sorulan “Özgür iradeye inanır mısınız?” sorusuna verdiği yanıt akla geliyor: “Elbette inanıyorum. Başka seçeneğim yok.” 

       Tanrı’ya sonunda hesap verileceği inancına dayanan hesap verme sorumluluğu, tek tanrılı dinlerin temel taşlarından birisidir. Fakat herkesin, Tanrı’yı ve belli dini doktrinleri kabul etmesine dayanan bir yargılama sürecinin sonunda ödüllendirileceği veya cezalandırılacağı inancı (cennet-cehennem), teizmde çok ciddi bir sorunu da beraberinde getirir: Özgür iradenin yok olması. Teistlerin anladığı şekliyle özgür iradenin gerçekten “özgür” olabilmesi için, Tanrı’ya inanma veya onu inkar etme kararımızın ebedi bir ödülü veya cezası bulunmamalıdır. Çünkü samimi ve gerçek bir inanç, zorlamayla olamaz. Tanrı’nın hesap verme sorumluluğu sistemi temelden hatalıdır çünkü özgür irade kavramını ortadan kaldırır ve samimi bir inancı imkansız hale getirir.

       Bu videoda Özgür İrade kavramı, teistlerin anladığı anlamda, yani insanoğlunun kendi kararlarını verme yeteneğine ve buna bağlı olarak da Tanrı’nın yasalarını kabul veya reddetme özgürlüğüne sahip olduklarını öngören anlamda kullanılacaktır. Mevcut dinlerin inananları, cennete giriş hakkının sadece yapılan iyiliklerle elde edilemeyeceğini iddia eder. Onların inancına göre ateistler ve diğer inançsız kişiler, gayet ahlaklı yaşamlar sürseler, fakirlere yardım etseler, zamanlarını gönüllü hayır işlerine adasalar ve benzeri “iyi” eylemlerde bulunsalar bile, Tanrı onları yine de “inançsız oluşları” ile yargılayacak ve cezalandıracaktır.

       Diğer yandan modern, felsefi ve bilimsel bir bakış açısıyla özgür irade kavramı, aslında bundan  çok daha karmaşık bir şeydir ve apayrı bir inceleme gerektirir. Gerçek hayatta Özgür İrade, tamamıyla “özgür” değildir. Videoda buna dair Sam Harris’in “The Moral Landscape” isimli kitabından ufak bir alıntı da bulunuyor ve şöyle diyor:

    “Bütün davranışlarımızın kökeni, bilinçli bir bilgiye sahip olmadığımız biyolojik olaylara dayandırılabilir. Bunun her zaman Özgür İrade olarak öne sürülmesi bir yanılgıdır. Örneğin, bu konuda yaptığı ünlü deneyiyle tanınan fizyolog Benjamin Libet, beynin motor bölgelerinde meydana gelen faaliyetlerin, kişinin hareket etmeye karar verdiğini farketmesinden 300 milisaniye önce belirlenebildiğini göstermiştir (1983). Daha güncel bir çalışmada (2008), bir diğer laboratuvar fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) verilerini kullanarak bazı ‘bilinçli’ kararların, farkındalık aşamasına gelmelerinden 10 saniye önce, yani Libet’in ölçtüğü hazırlayıcı motor faaliyetlerinden de önce belirlenebildiğini göstermiştir. Gerçek, kaçınılmaz bir şekilde açıktır: Deneyimlerimin öznesi olarak “ben”, bir düşünce veya niyet ortaya çıkmadan önce ne düşüneceğimi veya ne yapacağımı bilemem. Düşünce ve niyetler de, o anda benim bilincinde olmadığım fiziksel olaylar veya zihinsel değişimlerden kaynaklanır. “Özgür irade” kavramı, bilinçte ortaya çıkmakta olan düşüncelerin içeriğiyle özdeşleşirken hissettiklerimizi tanımlar. Özgür irade meselesi, felsefe seminerlerinde hiç de ilginç bir konu değildir. Özgür iradeye inanmak, hem dini anlamdaki ‘günah’ kavramını hem de ‘cezalandırıcı adalet’ fikrine sıkı sıkıya bağlı kalmamızı garantiler.” 

     

    TÜM BÖLÜMLER:

       * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor. 

     

  • The Four Horsemen

     

       Altyazısı çevirisini tamamladığım The Four Horsemen (Mahşerin Dört Atlısı), Yeni Ateizm akımının önde gelen isimlerinden Richard Dawkins, Sam Harris, Daniel Dennett ve Christopher Hitchens arasında gerçekleşen, entellektüel seviyesi yüksek yaklaşık iki saatlik bir oturumdur. Özellikle dinlerin eleştiriye açık olmamasını ele alan dörtlü, adeta bir beyin fırtınası içerisinde ilintili meselelere değiniyor ve eleştirel düşüncenin en güzel örneklerinden birini sunuyor. 2007 yapımı videonun, yaşamı ve dinleri sorgulayan herkesin mutlak izlemesi gereken muhteşem bir düşünsel şölen olduğunu hatırlatır, iyi seyirler dilerim.

                                             

     

    Şunlar da ilginizi çekebilir:

  • Sam Harris: Dinler neden günümüzde birer fosildir?

       Sam Harris’in “The Moral Landscape” isimli kitabından bir alıntı:

       “Bütün davranışlarımızın kökeni, bilinçli bir bilgiye sahip olmadığımız biyolojik olaylara dayandırılabilir. Bunun her zaman Özgür İrade olarak öne sürülmesi bir yanılgıdır. Örneğin, bu konuda yaptığı ünlü deneyiyle tanınan fizyolog Benjamin Libet, beynin motor bölgelerinde meydana gelen faaliyetlerin, kişinin hareket etmeye karar verdiğini farketmesinden 300 milisaniye önce belirlenebildiğini göstermiştir (1983). Daha güncel bir çalışmada (2008), bir diğer laboratuvar fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) verilerini kullanarak bazı ‘bilinçli’ kararların, farkındalık aşamasına gelmelerinden 10 saniye önce, yani Libet’in ölçtüğü hazırlayıcı motor faaliyetlerinden de önce belirlenebildiğini göstermiştir. Gerçek, kaçınılmaz bir şekilde açıktır: Deneyimlerimin öznesi olarak “ben”, bir düşünce veya niyet ortaya çıkmadan önce ne düşüneceğimi veya ne yapacağımı bilemem. Düşünce ve niyetler de, o anda benim bilincinde olmadığım fiziksel olaylar veya zihinsel değişimlerden kaynaklanır. “Özgür İrade” kavramı, bilinçte ortaya çıkmakta olan düşüncelerin içeriğiyle özdeşleşirken hissettiklerimizi tanımlar. Özgür İrade meselesi, felsefe seminerlerinde hiç de ilginç bir konu değildir. Özgür İrade’ye inanmak, hem dini anlamdaki ‘günah’ kavramını, hem de ‘cezalandırıcı adalet’ fikrine sıkı sıkıya bağlı kalmamızı garantiler.”

     

     

  • Dini Keşfetmek 1. Bölüm – Hazır Dünya

       YouTube kanalı DiscoveringReligion‘ın yapımını üstlendiği bu video serisinin ilk bölümünde, üç büyük dünya dininin birbirleriyle çeliştiği ve benzeştiği noktalara özet olarak değiniliyor. Yaratılışçıların ve köktendincilerin, sırf kendi kişisel inançlarına prim yaptırmak için bilimsel gerçekleri nasıl inkar edip çarpıttığı, onca bilim insanının emeğini ve çalışmasını itibarsız hale getirmeye çalıştığı ve kendi dinlerini yüceltmek uğruna insanları nasıl hoşgörüsüzlüğe sürüklediği anlatılıyor. Sonunda dünyayı ve içinde barındırdığı yaşamı bile yok etme gücüne sahip olan bu dindar fanatizmin, videoda da vurgulandığı şekilde bir gün gezegenimizin sonunu getireceğine yönelik endişeleri aynen paylaşmaktayım. İyi seyirler. 

         TÜM BÖLÜMLER: 

       * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.

  • Dini Keşfetmek 6. Bölüm – Evrim Teorisi

     

       Dini Keşfetmek serisinin 6. bölümünde kısaca evrim teorisine göz atıyoruz. Videonun en başında, sık sık ülkemizde de şahit olduğumuz ve önyargıdan, bilimsel gerçekleri bilmemekten veya kötü niyetten kaynaklanan bir yaratılış argümanı sunuluyor. Ateistlerin korkulu rüyası olan muz meyvesi (çok korkarız!) incelendikten sonra, kısaca yapay seçilime değiliniyor; sonrasında da doğal seçilim ve Darwin’in evrim teorisi ana hatlarıyla anlatılıyor. İyi seyirler. 

    TÜM BÖLÜMLER:

       * Not: Bazı bölümlerin eksik olduğunu göreceksiniz. Onların çevirisini yapmadım çünkü bunlar bizleri çok ilgilendirmeyen, daha çok ABD ve Hristiyanlık çerçevesinde yapılan eleştirileri içeriyor.